Hayat

Sözümüz ve Özümüz

“Kelimelerin de ruhu vardır,” derler. Bilmesek bile kulağa fonetiği ince zarif gelen öyle kelimeler var ki… Nezâket, zarâfet , asâlet… Bir de yenilerde öğrendiğim nezâhet kelimesi var. Ahlakın temizliği, güzelliği demekmiş.
Onlarca yıldır çabası verilen ve son yıllarda müfredata dahil edilmeye çalışılan âdâb-ı muaşeretle o nezâket ve zarafet kazandırılmaya çalışılıyor gibi. İnşallah muvaffak olunur çünkü zamane insanının en çok ihtiyacı olan hasletler arasında geliyor. Peki ya nezâhet? O da sonradan edinilebilen bir haslet midir?

Elhamdülillah ki insanımız asil soyunda, geçmişinde tertemiz bir maziye sahip. Ninem hep derdi ki “Asil azmaz, bal bozmaz”. Gün gelir elbet her şey aslına rücû eder, edecektir de inşallah. Sadece biraz hatırlatma yapmak o eski asîl zamanları hayırla yâd etmek gerekiyor sanırım. Gül Yetiştiren Adam kitabında da diyordu ya; “Tunç devri, Taş devri gibi insanların bir de gül devirleri vardı. Kim bilir belki hâlâ bir yerlerde o gül devrinden kalma insanlar yaşıyordur. Yeryüzüne demet demet gül dağıtan o insanlar”.

Gül alırlar, gül satarlar, gülden terazi tutarlar. Gülü gül ile tartarlar, çarşı pazarı güldür gül…

Gül devri, ne hoş bir tarif. Aslında hasretini çektiğimiz ama neyi özlediğimizi bilmediğimiz…Yitiğimiz, ama inşallah yeniden bulacağımız o devir.

Yenilerde öğrendim yine eskiden, o zarafet ehlinin yaşadığı gül devirlerinde, insanlar yüksek binalar inşa edecekleri vakit “serçenin hakkını gözettiniz mi?” diye sorulurmuş ilk. Serçeler çok yüksek irtifadan uçabilen kuşlar olmadıkları için yüksek yapıların çevresinde bulunamazlarmış. O sebeple yüksek bir bina yapıldığı vakit yanına yöresine çok fazla ağaç dikilir, serçenin de hakkı gözetilirmiş.

Gül devri böyle güzelse onu güzelleştiren hasletlere sahip kimseler kim bilir nasıl güzellerdir.
Instagram’da Gül devrinden bize uzanan zarif bir sayfanın bir paylaşımını hatırlıyorum: “Zarif Dikkat” diye bir tabir kullanmışlardı. Muhatabının her zerresine nazik bir dikkat, ihtimam göstermek demekmiş. Hususi, zarif ve derin bir dikkate layık olmaktan daha çok ruhu okşayan ne var ki!

Nezâket ehlinden olamasak da onların kalplerinde olmak, önümüzdeki gül devrinden misalleri incelemek, hâlet-i ruhiyelerine şahit olmak nasip olsun cümlemize inşallah. Öyleyse Fuzuli’nin bir sözü ile nihayete erdirelim;
Karıncayı bile incitmem deme
Bile’den incinir karınca
Nezâket, nezâhet, zarâfet ve selâmet üzere kalınız..

——-

Serâzât.com’da yayınlanan yazı ve şiirlerin fikrî hakları ilgili yazar ve şairlere aittir. Bütün hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz.

Rumeysa

Talebe. Okur. Ebruzen.

3 Yorum

  1. Nezâket, nezâhet, zarâfet ehli sadırlarda olanı satırlara döker. Dolayısıyla nezaket ve edep yüklü bir yazı okudum. Tebrik eder, muvaffakiyetler dilerim

  2. Nezaket ehlinden olmak duasıyla, yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet, vücudunuza sıhhat afiyet… 🌸

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu